Blog yazmak yalnızca başlarda kolaydır. Hele ki kişisel blog ise.

Zaman geçtikçe zorlaşır ve sıkılırsınız. İlk ay 3-5, ikinci ay 1-2, devamında ayda belki! 1 post derkeeen terk edilmiş harabe bir eve döner blogunuz.

Hele ki biraz zaman geçmesine rağmen sizi motive eden bir şey yoksa. Sizi ne motive eder? Tabi ki “Okuyucu”… 

Duyar gibiyim “E sonuçta bu bir internet günlüğü. Kağıt kalemle tuttuğumuz günlükleri de kimse okumazdı.” diyenleriniz oldu. WeBlogu o niyetle kullananlar yazının devamını okumayabilirler 🙂 Siz azınlıksınız ve hiç okunmasanız da yıllarca yazabilirsiniz. Blogger’ların yüzde 99’unun amacı trafik almak, okunmak, reklam geliri elde etmek, yorumlar almak, sosyal medyada, sözlüklerde paylaşılmak vs. vs…

Neden blog açarız?

Temelde şu nedenlerden dolayı;

  • Gelir elde etmek için
  • Hobi olsun diye
  • Artık kağıt kalem kullanmıyoruz diye

Blog oluşturmak kolay iş değil!

Blog yazmaya karar verdiniz. En kolayı bu. Sonrasında her şey zor. Önce hangi alt yapıyı kullanacağınıza karar veriyorsunuz. WordPress, Blogspot vs.

Karar verdiniz. Ücretli servisini yoksa ücretsiz servisini mi kullanacaksınız? Ücretsiz servisi en kolayı tabi ki. Kayıt olun, temanızı seçin (Fazla seçeneğiniz yok), eklentileri kurun ve yazmaya başlayın. 10 dakika da tamam.

İpler daha çok benim elimde olsun. Daha özelleştirilmiş ve müdahale edebildiğim bir bloğum olsun dediniz o zaman tek çare ücretli servisi kullanmak.

Hep WordPress alt yapısını kullandığım için oradan devam edeyim.

WordPress alt yapısı ile blog oluşturmak 

Malzemeler:

Domain: Bunun seçimini yapmak çok zor. En güzeli AdınızSoyadınız. (Namınız yürür)

Hosting: Bir sürü şirket var. İyice araştırıp. Yorumları okuyup karar verdiniz. (Linux sunucu olmalı)

WordPress kurulum dosyası: Son versiyonunu her zaman buradan indirebilirsiniz.

* WordPress kurulumunu detaylı olacak anlatmayacağım. Bilmeniz gereken WordPress kurmak ve hayata geçirmek için biraz HTML, CSS, Veritabanı (Mysql) bilginiz olmalı.

Domaini ve hostingi satın aldınız. WordPress’i server’ınıza kurdunuz ya da kurdurdunuz. Olmazsa olmaz eklentileri kurdunuz. Gönlünüze ve gözünüze uygun bir tema seçtiniz. Temayı beğenmediniz değiştirdiniz. Onu da beğenmediniz ilk beğendiğinize geri döndünüz…

Temayı olduğu gibi kullanmak istemediniz sağıyla soluyla oynadınız, oynattınız. Zaman zaman zaman… İşte bunlar hep zaman.

Artık ilk yazınızı girebilirsiniz

Yukarıda yazdıklarımı unutun. Bu aşamaya gelindiğinde üst tarafta yazanlar işin en kolay kısmı oluyor. Asıl zorluk işte şimdi başlıyor. Bundan öncekileri bir şekilde, kendiniz ya da bir tanıdığınızın yardımı ile hallettiniz. Artık yalnızsınız 🙂 Size kimse yardım edemez… Farkında mısın bu Dünya’da çok yalnızsın 🙂 Şaka şaka.

İlk zamanlarda büyük bir hevesle yazacaksınız. Ama gün geçtikçe zorlaşacak. Çünkü yazacak içerik bulmanız zorlaşacak. Saçmaladığınız hissine kapılacaksınız. Saçmalamamak için yazmayacaksınız. Ve günden günde yazmamaya başlayacaksınız.

Çevremden iki örnek vermek istiyorum: Birincisi 1 seneyi aşkın süredir blog yazıyor! İkincisi daha yeni ama bloğu oluşturduğu gibi bıraktı. 2013 yılında maksimum 5’er post gönderecekler diye düşünüyorum.

Karamsarlığa kapılmayın

Karamsarlığa gerek yok. Bu durumu aşabiliriz. Şimdi sakince elinizdeki Mouse’u yere bırakın 🙂

Bu kesinlikle bir hobi. Paylaşmak güzeldir. Bildiğiniz, yeni öğrendiğiniz şeyleri herkesin erişebileceği bir yere yazmanız ne kadar güzel değil mi?

Kendimden örnek vereyim. Ben iş ya da özel hayatımda öğrendiğim şeyleri yazıyorum genelde. Bu yüzden hiç sıkılmıyorum. Siz de kendinizi yazmak zorunda hissetmeyin ancak öğrendiğiniz şeyleri buraya yazın.

Trafik ışıklarında cam silen birinin günde ne kadar kazandığını kaç kişi biliyordur? İşte bunu öğrenirseniz yazın. Google play’den uygulamanın nasıl indirileceğini öğrendiniz yazın. Bir kaç cümle de olsa yazın. Gerçekten paylaşmak güzeldir 🙂

Nasıl başarılı bir blogger olurum?

  • Samimi olun, Ana dilinizi doğru kullanın, ve yazdığınız konuya sadık kalın.
  • Okuyucularınız yoksa moralinizi bozmayın. Zaman zaman kendi kendimize konuşmaz mıyız? Ya da düşünmez miyiz? Biraz kendi kendinize konuşun.
  • Disiplinli olun ve kendinize yazmak için periyotlar belirleyin.
  • Uzatmayın. Lafı eveleyip gevelemeyin. (Tamam bu yazımda çok uzattım farkındayım)
  • Müzik dinleyerek yazın.

Şenol efendi böyle konuşuyorsun ama sen neler yapıyorsun?

Ben Kasım 2012’den beri bu domain altında yazıyorum. Bu 15. yazım. Ayda ortalama 3 tane post gönderiyorum. 10 günde bir yazıyorum. Aslında daha fazla yazabilirim ancak vakitsizlik işte.

Geçtiğimiz yıllarda yaklaşık 2 sene boyunca başka bir domain altında blog yazmıştım. O zaman ayda ortalama 5-6 post giriyordum.

İşte bunlar hep vakitsizlik.

2 comments

  1. Selamlar,

    Blog yazmanın en güzel tarafı, birilerine faydanız olduğunu hissettiğiniz anlardır.
    Bu fayda, öğretmek de olabilir, okuyana keyif vermekte. Veya diğer bir çok alternatif.
    “Çok güzel yazı” / “Sayenizde ödevim çok kolaylaştı” / “Keyifli paylaşım, teşekkürler” / “tam da üstüne düşündüğüm bir konuydu, çok iyi oldu bu yazı benim için” gibi dönüşler alan birinin mecrasından uzaklaşması kolay değil. “Ne zamandır yazmıyorsun, özledik” dönüşü ise son nokta!
    Bunları elde edebilmek ise somut karşılıklar beklememekten geçiyor diye düşünüyorum. Trafik elbette mutlu eder bir bloggerı ama trafik yaratmak için ele alınan kalemden samimi işler çıkabileceğini düşünmüyorum. O yüzden yazının başındaki %99 biraz yüksek geldi bana. 🙂

    Selamlar, sevgiler.

Comments are closed.